Chomsky'nin "Demokrasi ve Eğitim" Kitabı Üzerine...
Demokrasi ve Eğitim
Günümüz toplumlarında eğitim süreçlerinin itaatkarlık ve endoktrinasyon üzerine kurulması, Chomsky'ye göre gerçek bir demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Dolayısıyla "insancıl bir eğitim anlayışı" ile özgürlükçü ve demokratik bir toplum vizyonu birbirini tamamlayan ve biri gerçekleşmeden diğeri gelişemeyecek olan iki süreçtir.
Öğrenciyi üzerine yazı yazılacak boş bir zihinsel levha olarak gören anlayış ile toplumu kendisi için doğru olanı seçme yeteneğinden aciz, yönetilmesi gerekli olan yığınlar şeklinde gören anlayışlar birbirini tamamlamaktdır. Her ikisi için de ortada entelektüeller tarafından biçimlendirilmesi gereken bir varlık vardır: sınıfta öğrenci ve toplumda yığınlar. Öğreten/öğrenci ilişkisinde ya da yöneten/yönetilen ilişkisinde bu eşitsizlik her zaman yeniden üretilir. Chomsky'nin de belirttiği gibi,
"Standart imaj, entelektüellerin tamamen bağımsız, dürüst, en yüksek değerlerin savunucusu, keyfi yönetim ve otoritelerin muhalifi vs. olduklarıdır. Gerçek sicilleri farklı bir durumu gözler önüne sermektedir. Oldukça tipik olarak, entelektüeller ideolojik ve toplumsal yöneticilerdir. İktidara hizmet ederler ya da kendilerini lider ilan ettikleri halk hareketlerinin denetimini ellerinde tutmak suretiyle iktidarı ele geçirmeye çalışırlar. İnsanların hiçbir içsel ahlaki ya da düşünsel doğaya sahip olmadığına, iyinin ve kötünün ne olduğunu algılayabilen devlet, özel sektör yöneticileri ve ideologlar tarafından şekillendirilebilecek nesnelerden ibaret olduklarına inanmak, kendilerini denetim ve güdümlemeye adamış kişilerin daha çok işine gelmektedir."
Dolayısıyla özgürlükçü eğitim anlayışı, gerçek bir demokrasiye ulaşmaktaki en temel araçtır. Bu konuda eğitimcilere önemli bir sorumluluk düşüyor. Eğitim sistemimiz zihinsel olarak sakatlanmış bireyler yetiştiriyor. Bir öğrenci üniversiteye gelene kadar, ezberci, analitik düşünme yeteneği geliştirmekten uzak, kendisine öğretilenleri sorgulamasına olanak tanımayan bir eğitim sürecinden geçiyor. Üniversitede görece özgür bir ortamdan faydalanma şansı buluyor, ancak üniversitedeki eğitim de çoğu durumda, bildik dogmaların pekiştirilmesini ve öğrencinin meslek hayatına hazırlanmasını içeriyor. Fakat, daha özgürlükçü bir toplum tahayyül eden eğitimcilerin, demokrasi ve eğitim ile ilgili sorunların çözümünü büyük bir dönüşümün sonrasına ertelemeden, kendi eğitsel pratiklerinden başlayarak atabilecekleri belli adımlar var. Bunun yanı sıra, alternatif eğitim süreçleri örgütlemeye çalışan muhalif yapıların özgürlükçü eğitim araştırma pratiklerine yönelmeleri gerekiyor. Muhalif yapıların karar alma mekanizmalarında olduğu kadar eğitim süreçlerinde de katılımcılığı özendirmeleri, yöneten/yönetilen ve öğreten/öğrenen ilişkisini kırmaları katılımcı bir demokrasinin inşa edilmesi için büyük önem arz ediyor.
0 yorum:
Yorum Gönder